Blog’a dön

Dalyan

Dalyan’ın adı ve kaya mezarları

Dalyan’ı yalnızca otel caddesi sanmak kolay. Belde aslında suyun üzerine kurulmuş. Arkada büyük göl, önde dar nehir ve sazlık, ileride deniz. Adı da oradan geliyor: dalyan, suya kurulan balık tuzağı. Bir zamanlar geçim buyken bugün tekne, villa, akşam yemeği de aynı suyun kenarında.

Bu koridor hem eski limanın hem bugünkü teknelerin omurgası. Sabah iskele kalabalıklaşmadan binince su yavaş, sazlık iki yanda, ışık henüz sert değil. Biraz ilerleyince kayadaki cepheler çıkıyor. İnsanlar telefonu çıkarıyor, haklılar. Likya üslubu, Karya kenti — sınır yerinin karakteri biraz böyle, iki dil, iki taş. Mezarlık kentindir; beldenin “kendi kayası” değil.

Mezarları sudan seyretmek ayrı bir şey, ören yerinde tiyatroya çıkmak ayrı bir yürüyüş. İkisini aynı öğlene, üstüne bir de at turunu sıkıştırmak zorunda değilsiniz. Bize kalırsa bir gün su ve tarih, bir gün at, arada İztuzu — o ritim burayı daha çok dinlendiriyor. Hepsi güzel, hepsi başka tempo.

Dalyan bir yakada yoğunlaşıyor; Çandır ve Kaunos karşıda kalıyor. Atlar da o karşı yakada. Kanal dar, geçiş kısa, yürüyüş üç yüz metre civarı. Haritada tıklayınca bu tablo kendiliğinden görünüyor. Tekneden inip “atlar nerde?” derseniz, cevap suyun öte yanı.

Kaunos yazısında kente biraz daha yakından bakıyoruz. Kanal geçişi de çiftliğe nasıl inildiğini anlatıyor — o küçük su yolunun kendisi de günün bir parçası.

Gelmek içinizden gelirse bize WhatsApp’tan yazın: 0532 300 11 21. Hangi günü düşündüğünüzü söylemeniz, sohbeti açmaya yeter.

WhatsApp’tan yazın

Blog’a dön
WhatsApp